kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ama dün çok mutlu oldum ben!

20 Şubat 2013 Çarşamba
Geçenlerde "Anne Kedi" blogunda bir çekilişe katılmıştım. Hediye olarak kedili takvim ve kitap olunca kaçırmak istememiştim. Hani ben kedileri "annemmmm" diye seven, her gördüğüm yerde sevip mıncıklamadan duramayan ve her gece yatmadan mutlaka kitap okuyan biri olaraktan benim için çok güzel bir hediye olur diye düşünmüştüm: Tabi kazanabilirsem! :)

Ve sanırım o kadar içten istemişim ki şans bana da güldü ve çekiliş sonucu benim adım çıktı. Havalara uçtum sevinçten. :) Bu kadar istediği bir şey olup ta havalara uçmayan kim olabilir ki neticede?

Sonra ben kazanalı daha 2 gün olmadan çat kapı çaldı ve hediyem geldi. İnanın bu kadar erken beklemiyordum. O yüzden benim için 2. bir şaşkınlık ve sevinç evresi oldu bu. :) Ve kargo paketini açar açmaz, aman allahımmm oldum 3.kez. Bir insan bu kadar özenebilir mi hediye paketi yapmaya? Vallahi açmaya kıyamadım desem yeri var. Hem bu kadar çabuk gönderen hem de böylesine özenli bir şekilde paketleyen ve yollayan Anne Kedi blogu sahibesi Pınar hanıma buradan da teşekkür etmek istedim. Beni o kadar sevindirdi ki anlatamam. Ayrıca hediye paketinin içine koymuş olduğu iyi dilek kartı ve kalp çikolata için de ayrıca teşekkür ediyorum. Gerçekten çok önemsendiğimi hissettim ve gerçekten çok mutlu oldum. Bundan sonra sürekli takibinde olacağım blogunun ve bence herkes de olmalı. Mutlaka takip etmeli bu güzel sahibeyi. :) Bloga gitmek için --> TIK TIK

Peki ne geldi de sana bu kadar sevindin derseniz?

Öncelikle şu paketin güzelliğine bakın, insan açmaya kıyabilir mi? Vallahi zor açtım, kıyamadım bozacağım diye. :) İyi dileklerle dolu çıktı paketim ayrıca. Çok şanslı bir insan değilim ben ama işte bazen çok isteyince oluyormuş sanırım. Allah Pınar hanıma çok daha iyilerini,güzellerini nasip etsin. Gönlünden geçenlere sahip olmak nasip olsun inşallah.

Kedili takvimim nasıl ama? Her sayfasında farklı bir kedi var ve sayfaların hemen alt kısmında o kedinin hayat hikayesi var. Takvimin her yaprağını çevirdikçe kendimden geçtim, her seferinde "annemm,yirim seni yirim" diye söylendim durdum. :) Bu takvimi çok ama çok sevdim ben!

Kitabım ise Semerkant! Daha önce okumadım, o yüzden merak ediyorum acaba nasıldır diye. :) En yakın zamanda okuyup, yorumlamayı da ihmal etmeyeceğim tabiki! Ayrıca çok da güzel bir kitap ayracım var. Evde doğru düzgün ayracım yoktu inanır mısınız? Kağıt koyarım, bişiler koyarım ama normal kitap ayracım yoktu. O yüzden bu da benim ayrıca bir mutluluk kaynağı oldu. :)

Dediğim gibi Pınar Hanım'a tekrardan çok teşekkür ediyorum. Beni çok mutlu etti. Allah onu da mutlu etsin inşallah, karşısına hep kendisi gibi cömert, özenli ve mutluluk veren insanlar çıkarsın!

Sevgiler,

Adam Bakırköylü Beyler!

12 Temmuz 2012 Perşembe


Bakırköy… 21 yıllık hayatımın başladığı ve şu ana kadar geçtiği yer. ( Arada bir Zeytinburnu bağlantısı var ama onu şimdilik karıştırmasak da olur.)

Bakırköy’de yaşıyorsanız, genelde nerede yaşadığınızı pek şaşırmazsınız. Yani hani “Bakırköy’lü” bu derler ya ( Hani ruh hastalıkları bakımından) aslında bir yönden haklılar.

Kendi yaşadığım mahallede bunu hemen hemen her gün yaşıyorum ben. Bu durum en başta komşularımızdan başlıyor. Alt kattaki komşumuz N. Teyze (isim vermiyim hadi ayıp olmasın) apartmanın gözdesi bence. Bir kere evini su bastırdı, yetmedi ikinciye bastırdı, ama bu sefer borularını nasıl tıkadıysa bizim evi de su bastırdı. O yetmedi, evini yaktı. He ya, bildiğiniz evini yaktı. Apartmanın içi göz gözü görmeyecek şekilde dumanla kaplandı, itfaiye geldi, söndürdü falan. Sonradan öğrendik ki eski televizyonu kaçak yapmış, bu da söndüreyim derken daha çok alevlendirmiş. Korkuyoruz valla bir gün evi başımıza yıkacak diye. N. teyzenin evle ilgili sorun çıkarmasından sonra en büyük özelliği kulaklarının ağır işitiyor olması. Geceleri en büyük hobisi, genelde tam benim yatma saatime denk getiriyor bunu, son ses “Gülşen- Off off kömür gibi yanıyorum, off off ayıp mıdır seviyorum “ dinlemesi, ardından da Gökhan Özen’e sarması. Bu kadarla bitti sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. N. Teyzenin ayrıca sesli esnemeleri, kapı çarpışları da meşhurdur. ( Sanırım kulağı ağır işittiği için bu böyle.) Öyle bir sesli esner, öyle bir sesli hapşırır ki sanırsınız aynı evdesiniz, hemen yan odanızda oturuyor. Ama oysaki sizden ayrı bir dairede tamamen farklı bir hayat sürüyor. Neyse, seviyoruz seni N.Teyze.

Bakırköy’ün %80 ‘i falan yaşlı kesimden oluşuyor diye bir söylenti var. Ancak çocuk yok sanmayın, bizim mahallede bir avuç çocuk var mesela, hepsi de anadan doğma psikopat. Bütün amaçları gün boyu koşturup, köpekleri kızdırmak.  Hayvanlar öyle bir galeyana geliyor ki havlamaları sabaha kadar durmuyor. Hatta geçen gün, bir tanesi yerde yatıyordu. Tam yanından geçerken “ Canım benimmmm” diye seveyim dedim. Hayvan hemen ayağa kalktı, öyle bir hırlamaya başladı ki bir laf daha söylesem ağzıma sıçacaktı yeminle.

Tabi çocuklar dışında hayvan sever bir kesim de mevcut mahallemizde. Mesela karşı apartmanda kedi besleyen bir teyzemiz var. Kadın dışarı çıkmaya görsün, tüm kediler peşinde. Bilindiği üzere kuş besleyen de var.  Ama ne hikmetse, bizim mahallemizde hayvan besleyen herkes mahkemelik oluyor. Ya kediler oraya buraya sıçıyor, kokuyor diye dava açılıyor, ya aman çiçeklerimin düzenini bozdu gerizekalı kuşlar diye dava açılıyor. İllaki açılıyor ama kurtuluş yok.

Eskiden bizim burada adliye vardı. Şimdi Osmaniye’ye taşındı, aslında tüm eğlencemiz de gitmiş oldu. Adliyemiz genelde boşanma davalarına bakardı ve illaki her dava çıkışında, tam bizim evin önünde kavga çıkardı. Ne yalan söliyim, kavga izlemeye meraklı bir toplumuz. Kavga çıksın diye dört gözle beklerdik resmen. Adliye gittikten sonra da kavgalar olmuyor değil. Geçen günlerde yaşlı bir adama 5 kişi daldılar mesela, adamın ağzını burnunu kırdılar. (İçim parçalandı, ama ne yapayım, bu halimde gidip 5 adama kafa tutmaya kalksam… bibipppp)

Genelde burada içki içenlerde popüler. Eskiden, ben liseye falan gidiyordum sanırım o zamanlar, bir amca vardı (Rıfat’tı sanırım adı, tam hatırlayamıyorum.) sürekli sevgilisinin mi eşinin mi ne adını böğürür dururdu bizim burada. Kadın içtiği için adamı eve almazdı. Adam da eve alınmadığı için içki içerdi, evet gerçekten ironik. Son zamanlarda ise, yeni yeni bağrışlara tanık oluyoruz. Mesela bu akşam, içenlerden biri “Tin tin tin Selahattinnnn” diye bağırıyordu. Amacı neydi, kimse bilmiyor. Kimse de sormuyor zaten, herkes olayı farkında: “Adam Bakırköylü!”