Adına bakılır bakılmaz aa "aşk" kitabı bu yaa izlenimi uyandıran ama yaklaşık 500 sayfa olan kitap toplasanız maksimum 10 sayfa aşk içeriyor. Geri kalan ise biraz aksiyon, biraz polisiye, biraz dram.
Arka kapağını okuyup konuyu az çok biliyor olmama rağmen kitaba başlarken, ilk 2 bölümü anlamada, konuya giriş yapmada biraz zorluk çektim. Ama geri kalan kısmı su gibi akıp gitti.
Beğendim ama öyle çok süperrr ya diyemem. Zevk alarak okudum ama oo en beğendiğim kitaplardan biri de diyemem. Tavsiye edebilirim ama yine de çok büyük beklentiniz olmasın diye uyarımı da yaparım. :)
Bölümler oldukça uzun geldi bana, bu yüzden ne kadar uykum olsa da yine de yılmadan bir bölüm daha bir bölüm daha okudum, merak uyandırdı bir süre sonra. Ne olacak diye meraklandırıyor.
Arka kapağında konu şu şekilde belirtilmiş:
"Yayımcısı tarafından sözleşmesine uymamakla suçlanan Charlotte Bronte, kız kardeşi Anne'i de alarak bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek üzere Londra'ya doğru yola çıkar. Yaşadıkları maceralar ve Charlotte' un tanıklık ettiği cinayet sonrasında bütün Bronte ailesi kendilerini tehlikenin içinde bulur. Dünya'nın temellerini kökünden sarsmak isteyen gözüdönmüş bir katilin peşine düşen Charlotte, bu yolculuğu sırasında hiç ummadığı bir aşka da yelken açar.
Ve bu sırada hayatı baştan sona değişir."
Yazar ise şu şekilde bir açıklama yapmış:
"Döneminin katı ahlak anlayışının gölgesindeki gönül ilişkilerini, zengin iç dünyasıyla kaleme alan Charlotte Bronte'ye her zaman hayalini kurduğu o macera dolu yaşamı bu romanla tattırmak istedim. Kitabım, aşkın ve tutkunun bu ölümsüz yazarına yürekten övgülerimi yansıtan bir hediyemdir."
Sevgiler
polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk Peşinde
Gönderen
3k
zaman:
18:22
13 Haziran 2013 Perşembe
Etiketler:
aksiyon,
aşk,
cinayet,
dram,
format yayınları,
Kitap Eleştirileri,
kitap yorumları,
laura j. rowland,
macera,
polisiye
0
yorum
Gizemli Oyun
Gönderen
3k
zaman:
20:08
14 Nisan 2013 Pazar
Neredeyse bir solukta okuyup bitirdiğim kitaplardan biri oldu Gizemli Oyun.
New York Times Bestseller olan kitap bence bunun hakkını fazlasıyla vermiş. Çevirilerinde bazı yerlerde yazım hataları ile karşılaştım ama yine de dikkatimi pek fazla dağıtmadı bunlar. Konusu değişikti, daha önce bu tarz bir kitap okumamıştım. Hoş oldu, güzel oldu. Yazarın diğer kitaplarını da merak ediyorum, bulduğum zaman onları da alıp okumayı bir yere not ettim bile. :)
Kitabın konusunu arka kapağındaki yazı ile aktarmak istiyorum:
" Yalanlar üzerine kurulu bir dünyada aşk ne kadar tutkulu yaşanır?
Esrarengiz romanlar yazan Lucy, yeni kitabında internet üzerinden tanıştığı kurbanlarını boğarak öldüren bir kadın seri katilin maceralarını yazmaya karar verir. Lucy, kahramanının neler hissettiğini anlamak için her türlü oyunu oynamaya hazırdır. Kendini seri katilin yerine koyar ve internette tanışıp buluştuğu her adama yeni bir kurban gözüyle bakar...
Lucy kitabı için araştırma yaparken, gerçek hayatta da tıpkı yazdığı hikayeye benzer cinayetler işlenmektedir. Polis memuru Quinn de Lucy gibi katili internetten bulabileceğini düşünmektedir. Lucy ile Quinn yalanların yön verdiği bir buluşmada bir araya gelir ve kendilerini tahmin edemeyecekleri kadar tutkulu bir ilişkinin içinde bulurlar.
Quinn'e göre katil Lucy'dir; Lucy' e göreyse Quinn seri katilin kurbanlarından biri olabilecek kadar sıradan bir tesisatçı. Yalanlarla başlayıp tutkuyla şekillenen bu tehlikeli ve gizemli oyun acaba nasıl sona erecektir? "
Kitap hem romantik hem de "suç-polisiye" kategorisine girebilir bence, konusuna bakar bakmaz da bu sınıflandırmayı yapabiliyoruz diye düşünüyorum. Yazar gerçekten de hem espritüel hem de eleştirisel bir bakış açısı ile yazmış kitabı. Oldukça beğendim, yalnız uyarmam gereken bir nokta var ki kitapta +18 kısımlar mevcut, bu göz önüne alınarak tercih edilmeli mutlaka.
Son olarak da kitap kapağını beğendiğimi söylemek isterim. :)
Sevgiyle kalın.
Etiketler:
aşk,
gizemli oyun,
Kitap Eleştirileri,
kitap yorumları,
Martı Yayınları,
polisiye,
rachel gibson
0
yorum
Kutsal Mezarın Günahkar Misafiri
Gönderen
3k
zaman:
21:21
3 Nisan 2013 Çarşamba
Yine zamansızlıktan aralıklarla okumak zorunda kaldığım bir kitap oldu benim için.
İlk gözlemim: Kitap kapağının tasarımını çok fazla beğenmedim, biraz korkunç durmuyor mu?
İkinci gözlemim: Kitap adının seçimi cuk diye oturmuş, daha iyi bir isim seçebilirler miydi bilemiyorum. :)
Üçüncü gözlemim: Ben bu kitap için tür belirtin deseler biraz zorlanırım. Aksiyon mu? Ihh tam değil. Gerilim mi? Pek sanmıyorum. Gizem mi? Olabilir ama fantastik anlamda değil. Polisiye mi? Eh belki bu diğerlerine göre biraz daha yakın ama yine de tam olarak ifade etmiyor bence kitabı.
Ve devam olarak: Söyleyebileceğim bir kaç şey daha var. Kitabın kapağında "Yayınlandığında tüm dünyayı saran Şeytan'ın (The Exorcist) yazarından uzun zamandır beklenen bir başyapıt." yazıyor. Adam daha önce böyle bir kitap yazmış, kitabın kapağı da biraz korkunçvari olunca dedim ki fantastik bir şeyler çıkabilir bu kitaptan. Sonuç olarak çıkmadı, bu konuda biraz şaşırdım.
Bunun yanı sıra hoşuma gitmeyen bir detay var ki, kitaplıkta Hristiyanlık, İsa vs. hakkında oldukça bahsedilen (bahsedilen derken bunların ismi geçiyor ama bilmeyen adam için bir açıklama verilmiyor) kısımlar vardı ve bu konu hakkında çok fazla bilgim olmadığı için okuduğum yerleri anlamadığım, hayal edemediğim ya da konunun tam içine giremediğim yerler oldu.
Ayrıca kitapta bahsedilen isimleri bir kağıda yazmamış olsaydım, aralıklarla okuduğum için tüm konudan kopmuş, hiç bir şey anlamamış olacaktım. Bu konuda bir şeyler yapıp, kafamda isim tutma konusu üzerinde çalışmalıyım sanırım. Ayrıca neden böyle oldu bilmiyorum ama kitabı okurken böyle koştur koştur okudum.Koştur koştur derken, sanki yazar bir yere yetişecekmiş de böyle koşar gibi yazmış geldi. Anlatamıyorum tam, zaten bu durum benden de kaynaklanıyor olabilir, tam emin değilim.
Son olarak da diyebileceğim şudur ki, bence bu kitabın filmi olsa, kitabı okumak yerine filmini izlesek daha anlaşılır ve keyif verici olur.
Bu kadar yorum yeter sanırım bir de arka kapağında anlatılan konuyu yazayım:
" Bazen Çekilen Acılar, Merhametin Bir Işık Gibi Yüreğimize Süzüldüğü Kirli Bir Pencere Gibidir...
Kapısından iyilik ve umudun girmediği bir bina...
Karanlık, rutubetli bir bodrum katı...
Soğuk beton bir oda...
Arnavutluk'taki bir hapishanede ajan olduğu tahmin edilen kimliği belirsiz bir adam vahşi işkencelerle sorguya çekilir. En ağır eziyetler karşısında bile Esir'in bitmek bilmeyen direnişi ve sessizliğini koruması herkesi ürkütür. Peki kimdir bu adam? Bir suikastçi mi? Katil mi? Yoksa ilahi bir güç mü?
Gördüğü zulme rağmen hayatta kalan Esir, hapishaneden kaçmayı başarır ve kimsenin bilmediği gizemli misyonunu tamamlamak üzere Kudüs'e gider. Hapishane sorumlusu Vlora, Esir'in yerini öğrenir ve onun izini sürmeye başlar. Vlora'nın Esir'le Kudüs'teki karşılaşması ise, onları hiç tahmin etmeyecekleri bir yüzleşmenin eşiğine getirir. Acaba hangi duygu galip gelecektir? İntikam mı, yoksa vicdan mı? Asıl merak edilen soru ise, Kudüs'teki kutsal mezarın üzerinde cesedi bulunan esranrengiz adamın bu olaylarla bir ilgisi olup olmadığıdır."
Şimdilik benden bu kadar. :)
Sevgiyle kalın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


