macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Film Önerme / Önermeme #2

3 Temmuz 2014 Perşembe
Son zamanlarda saldım çayıra modunda her akşam bir film tüketiliyor bizim evde. Hal öyle olunca da öneri yapma şevkini buluyorum kendimde. :)

Bu sefer önereceğim ilk film "The Croods" olacak. Türkçe adı da Crood'lar. 2013 yapımı. Son zamanlarda animasyon alanında oldukça iyi filmler çekiliyor bence. Bu da işte o iyiler arasında. Eğlenerek izleyebileceğiniz bir film. Bazı sahnelerde kahkaha attım hatta. :) Bir kaç sahnesi de duygusal, dramatik - olsun tabii ki o kadar. :) Aksiyon da eksik edilmemiş ama! Bence çocuğunuz varsa çocuğunuzla yoksa kendi kendinize izleyebilirsiniz. Gece gece keyifli vakit geçirebilirsiniz benim gibi. :) Konudan bahsetmeyi sevmiyorum ama zaten afişinden de anlayacağınız üzere mağara adamları konu alınmış. Benim o zamanlara dair merakım da olunca Allahhhh :) Puan verecek olsam 5 üzerinden yıldızlı 5 veririm ben buna... :) Detaylı bilgi isterseniz eğer: TIK TIK
Ve... Önermeyeceğim (!) bir film. Hayatımda izlediğim en sıkıcı filmlerden biriydi. Konusunu hiç anlamadım desem yeridir. Film boyunca konuya girer, bir aksiyon olur, bir şeyler olur diye bekledim, bekledim. Boşa bekledim. Hayatımdan 2 saat boş yere gidiverdi sanki... Filmin adı Ghost World. 2001 yapımı. Bu kadar kötülediğime bakmayın ama siz. IMDB puanı tamı tamına 7.5 ! Bana göre "sanatsal" filmler kategorisine giriyor. Eğer ağır giden, sanatsal filmlerden hoşlanıyorsanız siz de bu puanı verebilirsiniz. :) Ben sevmiyorum, o yüzden kendimden geçtim resmen. Mesela Otomatik Portakal diye de bir film var, bilirsiniz. Ben onu da beğenmemiştim. :) İşte bu 2 film de aynı kategoride yer alıyor. O kadar sıkıldım ki puanı 5 üzerinden 1 olur. :) Detaylı bilgi isterseniz: TIK TIK
Bu seferlik son filmimiz de Green Lantern. Türkçe adıyla Yeşil Fener. 2011 yapımı. Afişinden de anlayacağınız üzere fantastik ve macera, aksiyon türünde. "Kahraman"larımız mevcut. Bu tarz filmler söz konusu olduğunda ilk aklıma gelen SpiderMan ile karşılaştırmak oluyor. Onunla büyüdük ondan mıdır nedir? :) Karşılaştırdığımı varsayarsam, ıhh eline su dökemez bu film... Tamam, vakit geçirmek için izlenebilecek bir film ama hani böyle "kahraman" ların olduğu filmlerde, şöyle biraz koltuklarınıza yapıştığınız ya da kahramanın kızı öptüğünde içinizin gıdıklandığı sahneler olur ya.. Onlar pek vasat olmuş gibime geldi. Efektlerin bazıları iyiydi ama bazıları çok komik geldi. Ayrıca olaylar tahmin edilebilir şekilde ilerliyordu ve tahmin edildiği üzere de 2.film gelecek. :) Puanı: 3/5 olur ancak. :) Detaylı bilgi almak için: TIK TIK

Keyifle izleyebileceğiniz film keşifleri dileğiyle,
Sevgiyle kalın.
- Visnetw / 3k -

Sanctum (2011)

24 Haziran 2013 Pazartesi
İzlemesi benim için biraz zor oldu: her an ölüm korkusu, her an bir ümitsizlik ve "kapalı kalış". Bir de üstüne üstlük gerçek bir olaydan esinlenilmiş olması... Eee madem bu kadar etkileniyorsan neyine izledin diyen olursa da; işte ben öyle bir tipim ki konusunu bilmeden izlemeyi tercih ediyorum filmleri. E hal böyle olunca da ne çıkarsa bahtıma oluyor, ya beni geriyor, ya etkiliyor, ya da kendini çok beğendiriyor. :) Bu filmi seçerken de afişinden etkilenmiştim. Su altı ve dalış temasını görünce "hmm, güzel bir şey olabilir bu." demiştim.

Güzel miydi? 
Güzeldi. Ne olursa olsun beğendim. Özellikle de sonunu! :)
Sıkıldım mı? 
Hayır.
Tavsiye Eder miyim? 
Edebilirim ama benim gibi etkilenecek ve bazı sahnelerde gerilecekseniz, yani böyle bir izleyici iseniz 2 defa düşünüp tercih edin.
Etkilendim mi? 
Evet, bazı sahnelerde içim bir fena oldu. Bazı sahnelerde, off başaramıycaklar galibaa ya diye oturduğum yerde didindim. :)
Film için başka uyarı ? 
Uyarım yok. Korku ve +18 unsur içermiyor ama klostrofobisi olanlar izlemesin. :)

Sinemalar.com sitesinde verilmiş özeti şu şekilde:
Gerçek olaydan esinlenmiş bir film.Su altında kazı çalışmaları yürüten bir ekibin, dünyanın en karmaşık tünel sistemlerinde yaşadıkları trajedi ve tehlikeleri konu alan filmin yapımcısı “Avatar” ve “Titanic” filmlerinin yönetmeni James Cameron.

İyi Seyirler,
Sevgiyle kalın.

Aşk Peşinde

13 Haziran 2013 Perşembe
Adına bakılır bakılmaz aa "aşk" kitabı bu yaa izlenimi uyandıran ama yaklaşık 500 sayfa olan kitap toplasanız maksimum 10 sayfa aşk içeriyor. Geri kalan ise biraz aksiyon, biraz polisiye, biraz dram.

Arka kapağını okuyup konuyu az çok biliyor olmama rağmen kitaba başlarken, ilk 2 bölümü anlamada, konuya giriş yapmada biraz zorluk çektim. Ama geri kalan kısmı su gibi akıp gitti.

Beğendim ama öyle çok süperrr ya diyemem. Zevk alarak okudum ama oo en beğendiğim kitaplardan biri de diyemem. Tavsiye edebilirim ama yine de çok büyük beklentiniz olmasın diye uyarımı da yaparım. :)

Bölümler oldukça uzun geldi bana, bu yüzden ne kadar uykum olsa da yine de yılmadan bir bölüm daha bir bölüm daha okudum, merak uyandırdı bir süre sonra. Ne olacak diye meraklandırıyor.

Arka kapağında konu şu şekilde belirtilmiş:

"Yayımcısı tarafından sözleşmesine uymamakla suçlanan Charlotte Bronte, kız kardeşi Anne'i de alarak bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek üzere Londra'ya doğru yola çıkar. Yaşadıkları maceralar ve Charlotte' un tanıklık ettiği cinayet sonrasında bütün Bronte ailesi kendilerini tehlikenin içinde bulur. Dünya'nın temellerini kökünden sarsmak isteyen gözüdönmüş bir katilin peşine düşen Charlotte, bu yolculuğu sırasında hiç ummadığı bir aşka da yelken açar.

Ve bu sırada hayatı baştan sona değişir."

Yazar ise şu şekilde bir açıklama yapmış:

"Döneminin katı ahlak anlayışının gölgesindeki gönül ilişkilerini, zengin iç dünyasıyla kaleme alan Charlotte Bronte'ye her zaman hayalini kurduğu o macera dolu yaşamı bu romanla tattırmak istedim. Kitabım, aşkın ve tutkunun bu ölümsüz yazarına yürekten övgülerimi yansıtan bir hediyemdir."

Sevgiler

Emanetçi

20 Ekim 2012 Cumartesi
Öncelikle söylemem gereken şey, kitabı sevgili Barsh, Radikalin yaptığı yarışmadan kazandı ve okumam için bana verdi. O yüzden ona buradan kucak dolusu sevgiler ve teşekkürler. :))

Kitabı ilk elime aldığımda kapağını çok beğendim. Çünkü gerçekten de konusuyla çok uyumlu buldum. Daha buradan ilk artısını aldı benden kitap. :)

İçeriğini ise kitabın kapağından daha çok beğendim. Gerçekten çok güzel bir kitap. Türü gerilim/macera. Bu yüzden sanırım bu kitaptan hemen önce okuduğum Ölü Ruhlar Ormanı (Grange) ile bir kıyaslamaya gittim ve söylemem gerekir ki bu kitap çok feci şekilde Ölü Ruhlar Ormanı'nı sollar. Bir kere kitap o kadar akıcı bir dille yazılmış ki, ne kafanız karışıyor, ne ağır geliyor, ne de anlamadığınız bir yer oluyor. Ayrıca kitapta çok fazla insan adı da geçmediği için, kendinizi verip okumanız kolaylaşıyor. Yaa bu kimdi ki şimdi diyip, kitapta önceki sayfalara dönüp bakmanız gerekmiyor. ( Bu olayı bir çok kitapta yaşıyorum, isim hafızam çok da kuvvetli değil.:)) Konu gayet gerçekçi aslında, yani Ölü Ruhlar Ormanında olaylar biraz daha fantastiğe kaçıyor gibi geliyor size. Bu ise tamamen günlük hayatınızda görebileceğiniz tarzdan işliyor konuyu. (Tabi bazı yerlerde, yok artık deve, acaba gerçekten bu durumu yaşayan insan var mıdır? dediğiniz oluyor :) Ama en azından fantastik değil! Sadece olasılığı biraz düşük. :))

Konusuna gelince, ortada yine bir seri katilimiz var. Katilin hedefi ise hamile kadınlar. Kadınları öldürüp, bebeklerini alıyor. :) Polislerimiz de bu katili yakalamaya çalışıyor. Bana CSI:NY izliyormuşum hissi uyandırdı okurken. O yüzden daha da bir bağlandım kitaba. Eğer siz de bu tarz dizileri seviyorsanız, mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Kitabın arka kapağında ise konu şu şekilde anlatılmış:

"Gülümsedi. İşte ruh oradaydı, kadının içinden gelen yaşam gücü. Kadının ruhunu almak yerine bebeğini alıyordu.

Korkunç bir katil işbaşında. Hedefinde ise kadınlar var, ama sadece hamile kadınlar... Önce onları uyuşturuyor, sonra karınlarını kesip doğmamış bebeklerini alıyor. Dedektif Phil Brennan, cinayet mahallini gördüğünde dünyanın en vahşi katillerinden biriyle karşı karşıya olduğunu anlamakta gecikmiyor. Sevgisiz büyüyen Phil kötülüğü tanıyor, ama yaşadığı hiçbir şey bu gördüklerinden daha korkunç olamaz...

Polis teşkilatının yardım isteği üzerine soruşturmaya dahil olan psikolog Marina Esposito ise, bir süre önce Phil ile yaşadığı aşkı bir kenara bırakmak zorunda. Çünkü başka bir hamile kadını daha öldürmeden önce katili bulmaları gerekiyor...

Üstelik Marina da karnında bir bebek taşıyor."