Heyecanlı Cuma Sabahları

30 Mayıs 2014 Cuma
Evettt, sonunda geri döndüm. Uzun ve zorlu bir dönemi bitirdim, şu dakikalarda çok ama çok mesudum. Hayata geri döndüğüm için de, cuma sabahları heyecanımı anlatarak geri dönüş yapmak pek mantıklı geldi. :)

Benim hemen hemen her cuma günü yaşadığım bir heyecan var! Sabah erkenden kalkıp, Bim'in önünde kuyruğa girip, sonra içeri "hurraaaa" diye girip, yaşlı kadınlarla aktüel ürünleri kapışmak! Hele ki stokta az olan ürünü ilk kapan "ben aldımmm" diye bağırmazsa olmaz. Sanki bedava veriyorlar! :)

İşte bu sabah yine aynı maraton devam etti! Ve bu sefer sadece 1 tane kalan ürünü ben kaptım, hahaytt! :)

Neler mi aldım peki?


Olips Lemon Drops - 0.65 TL :) Böyle kutuda şeker taşımak bende geçmişten beri gelen bir gelenek, aklına geldikçe ağza bir tane atmak pek keyifli. Bunu ilk defa tattım, işin tuhaf yanı bana Aid pastilinin tadını hatırlattı. Sanki zencefilli gibi geldi. :)

Akat Kiss Ojeler (Kahverengi, Mat Beyaz, Kırmızı, Pembe) - Tanesi 1 TL. Oje alma hastalığına tutulmuş bir insan olarak bu fiyattan bulunca almak istedim. Daha önce bu markayı kullanmadım. O yüzden ojelerin yapısını, fırçasını, dayanıklılığını merak ediyorum. Yakında bunlara has bir post girmek yapılacaklar arasında.

Hidrojel Göz Altı- Çevresi Bandı - Gözaltı ve çevresindeki kırışıklar, halkalar, morluklar ve şişlikler içinmiş. Daha önce kullanmadım, denemek için aldım. Göz altlarındaki morluklardan muzdarip bir insan olarak bu ürünü görünce bir umut doğdu içime. :) Bakalım etkisi ne olacak, bu da yakında post olarak yazılacak umarım. :) Fiyatı 3.95 ve içinde 3 x 2 adet var.

Bruno Japon Yapıştırıcı - Her evde olmazsa olmazlardan bence. Son kalan üründü, nasıl kapacağımı şaşırdım. Yaşlı kadın bakakaldı. :) Bir diğeri fark ettikten sonra onu hangi bölümden aldın diye sordu. İstediği kadar sorsun iş işten geçti artık. :) Kasiyere de başka var mı diye sordum ama olanı ortaya koyduk cevabını aldık. :) Bunun da fiyatı 1 TL. :)

Bir sonraki cuma heyecanlarında görüşmek üzere..
Sevgiyle kalın.


Ikea Hediyenizi Aldınız mı?

22 Aralık 2013 Pazar
Geçenlerde hem mail, hem de cep telefonuna mesaj olarak, "Ikea'ya gelin, saksı hediyenizi alın" şeklinde bir duyuru aldım. Eh ben de böyle saksıydı, tastı, tabaktı olunca dayanamayan biri olunca, kalktık sabahın köründe Ikea'ya gittik.

Sabahın körü diyorum, (normalde geç kalktığım için bana göre erken bir saat :))) çünkü kahvaltıya gittik. Özellikle peynirin tadına ve sucuğun baharatına bayılıyorum. Ya her hafta ya da 2 haftada bir Ikea'ya kahvaltıya gitmeyi alışkanlık haline getirdik. Hafta içleri oldukça uygun fiyatlı, lezzetli ve sınırsız çay/kahveli kahvaltı yapmak isterseniz, tavsiye ederim. :)

Her neyse, önce saksıyı aldık kasaya geçtik, ancak kasada bir türlü düşmedi fiyatı, hediye olarak alamadık. Daha sonra bizi Ikea aile kartına başvuru yapılan yere yönlendirdiler, meğersem kart bilgilerinizi falan alıyorlar, bilgisayara işliyorlar, sonra da hediyeyi veriyorlarmış. Yani Ikea Aile Kart sahibi olmak zorundasınız saksınızı almak için. Eğer kartınız yok ise de üzülmüyorsunuz, gidip anında başvurup alabiliyorsunuz. Dolayısı ile eğer benim gibi Ikea ürünlerinden memnunsanız, bu hediyeyi kaçırmayın derim.

İşte hediye edilen saksım:
 Siz onun saksı olduğuna bakmayın efendim, çok güzel organizer görevi görüyor. Bizim evde banyoda tarak, fırça gibi saplı ürünleri içeriyor mesela şu anda. Bence oldukça şık duruyor. :)

Ikea'ya gitmişken eli boş dönmek de olmazdı tabi, hediye saksımın yanına hemen bir kaç parça eşya sıkıştırıverdim. :)
Hediye saksımla aynı desendeki enine uzun saksıyı da atıverdim hemen kasasın önüne. :P Bu saksımız da, yine banyoda toka ve taç gibi ürünleri topladı. Hem ikisi bir arada uyumlu oldu, hem de düzenli ve temiz bir görüntü elde ettik. :)
Resimde gördüğünüz aslında bir servis altlığı, ancak o da bizim evde görevinden sapmış durumda. Daha önce bir kaç tane daha almıştım, ancak bir yer eksik kalınca, eksiği tamamladım bu sefer. Peki ne diye kullanıyorsun sorusu gelirse: Efendim bilirsiniz eskiden danteller çok modaydı, şifonyerler üzerine, komodinler üzerine, masalar üzerine vs. Şimdi ise pek fazla kullanan yok gibi. Eh ben de artık dantel kullanmıyorum, ancak komodinlerimin üzeri de örtüsüz pek boş kalıyor gözümde. Ben de bu servislikleri alıp dantelmiş gibi kullanıyorum. Hem entel dantel bir hava veriyor, hem de modernlik kaybolmuyor. Kim görse "aa ben de yapayım böyle, mantıklı" dedi. Tabi sevmeyen de olabilir, saygımız sonsuz. :))
Eşim her seferinde tenceren yok mu be hanım, her yerden tencere tava alıyorsun diyip duruyor ama yok yani, hep eksik, ne yapayım. :) O yüzden uygun fiyatlı bulunca da bir tencere ve biri silikon biri delikli 2 adet spatula da alışveriş sepetimize eklendi. :)

Şimdi duydum ki ayın 31'ine kadar da yeni indirimler yapılmış bir çok üründe. Evi bu sene komple Ikea'dan döşedik (gören sponsor mu oldu diyor :P) ama yine de indirimdeki ürünlerden de belki ekleme yapabiliriz. Haftaya yine bizi Ikea kahvaltı ve alışverişi bekler. :)

Sevgiler

Okudum: Şanslı Köpek Çöpçatanlık Servisi

21 Aralık 2013 Cumartesi
Bu kitapla alakalı diyeceğim ilk şey, eğer benim gibi hayvanları çok seviyorsanız, mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Kitabı okuduğum sürece, kitaptaki her köpeği kendi köpeğimmiş gibi hayal ettim, sevdim, eğlendim, mutlu oldum. Bana göre oldukça eğlenceli bir kitaptı. :)

Okuması çok rahat, kafanızı hiç yormuyor, genelde geceleri yatmadan önce okudum ve yatağa yüzümde gülümseme ile girdim hep! :)

Yaş sınırı olmayan bir kitap bence. Ortaokul (hatta ilkokul bile belki) yaşlarından itibaren okunabilir. +18 e girecek hiç bir öğe, betimleme vs. içermiyor. Ebeveynler çocuklarına içleri rahat bir şekilde hediye edebilirler. :))

Kiler marketlerden çok uygun fiyatla da edinebilirsiniz. :)

Konudan bahsetmek yerine, sadece arka kapakta yazanları vermekle yetineceğim, zaten orada yeteri kadar anlatılmış:

Şanslı Köpek Çöpçatanlık Servisi

Bir aşk hikayesinde çoğunlukla iki tarafın olması beklenir. Ancak bu hikaye üç taraflı.

Durun, hemen aklınıza yasak bir aşk ya da ihanet gelmesin. Buradaki üçüncü taraf başka bir insan değil; köpekler.

Lara insanların içlerindeki boşluğu doldurabilecek en önemli duygulardan birinin hayvan sevgisi olduğuna inanmaktadır; özellikle de köpek sevgisi. Arkadaşıyla birlikte kurduğu küçük topluluk, insanlarla köpeklerle eşleştirmekte, böylece yardıma muhtaç köpeklere kalıcı yuvalar bulurken, insanlara da sadık bir dost kazandırmaktadır.

Lara'nın evinde her zaman yardıma ihtiyacı olan bir köpek için daha yer vardır.

Bir köpek daha... Bir tane daha...

Fakat bir gün, erkek arkadaşı Evan, onu ve köpeklerini artık istemediğini söyler. Evi köpekleriyle birlikte terk etmek zorunda kalan Lara'yı, zor günler ve önemli bir seçim beklemektedir.

Sevgiyle kalın.

Şeker Gibi Başlar, Şeker Gibi Biter

14 Aralık 2013 Cumartesi
Normalde pazar günü yazmam gerekirdi bu yazıyı, hani hafta bitişine ithafen falan ama.. Ben de çoğu insanın aksine pazar sendromu var. O yüzden pazar günleri post yazacak keyfe erişmem zor benim. :) Ama cidden pazar günleri çok sıkıntılı geliyor bana.. Dışarı çıksanız, trafik berbattır. En yakın mesafedeki yere bile gitmek en az 1 saatinizi alır. Hadi gittiniz, araba parkı sorun olur. Yemek isterseniz, kalabalıktan yemek geç gelir. Alışveriş için gezineyim dersiniz, mağazadaki kalabalıktan içiniz bayılır.. O yüzden pazar günleri evde kalayım, yataktan çıkmayayım bütün gün dersiniz, bu seferde hasta gibi hissedersiniz.. :(

Neyse, geçiyorum ben haftayı şeker gibi bitirmeye.. Çok güzel bir renk seçtim gene!

Sevgili Sargita'nın hediyesi Golden Rose 37 numara karşınızda! Tam bir portakal rengi, hiç çıkarmak istemiyorum tırnağımdan. :)
Aslına bakarsanız tam bir yaz rengi. Yazın bol bol  kullanacağımdan şüphem yok. :)

Ama bu oje ile sevdiğim başka bir özellik var. Fırçası kalın! Normalde kullandığım çoğu ojede ince fırça vardır benim ve kafamda da her zaman ince fırça daha iyidir düşüncesi.. Ama ama ama bu fırça benim tüm tabularımı yıktı attı. Çünkü kalın fırça ile sürmek daha kolay(bir hamlede daha fazla oje aldığınız için üzerine) ve taşırır kesin dememe rağmen ojeyi hiç taşırmadan sürmek mümkün! O yüzden bayıldım fırçasına! Bundan sonra oje seçimi yaparken daha kalın fırçalı olanlarına yöneleceğim. :)
Malum kış geldi, bu turuncu renge de bir kardanadam ekleyeyim dedim resme. :)) Resmi geçelim, ojeye dönelim. Ben 2 kat sürdüm, kuruması gayet makul zamanda oldu. Tek kat sürdüğüm zaman biraz şeffaf kaldı, o yüzden tam rengini çıkarması için (üzerinde de belirtildiği üzere) 2 kat sürmek daha iyi bence de.

Dikkat edilmesi gereken bir husus var yalnız kalın fırçalarda. O da üzerine çok fazla oje almamanız gerektiği! Çok alırsanız (ki ilk başta sanki fırça inceymiş gibi davrandım) yine taşırmadan sürmek mümkün ama çok sıvı sıvı olduğundan hem kuruması açısından daha fazla beklemek gerekiyor, hem de tırnağınızı (parmağınızı) hiç oynatmamanız gerekiyor. Yoksa oje sağa sola kayıveriyor. :)

Aşağıdaki resim de flaşlı olarak çekilmiş hali. Ayrıca ilginç olan şu ki, güneşin altında da (tabi bu havada güneş ne kadar bulunabilirse :)) neon turuncuya çalıyor olması.
2014 yazının göz bebeklerinden biri bu benim için!

Sevgiyle kalın.

Pazartesi Sendromuna Şeker Gibi Renk!

9 Aralık 2013 Pazartesi
Malum pazartesi sendromu! İnsanın canı ne iş yapsın istiyor ne de yataktan çıksın. Bıraksalar beni sıcacık yorganımın altını bırakıp da kalkıp iş miş yapmam. Ama nerede o lüks! :)

O yüzden iş bitince yeni post girebiliyorum ancak. :)

Bu ojemi aslında daha önce sürdüm ama postunu yazmak için özellikle Pazartesi gününü bekledim. Rengine baktıkça içim açılsın, daha bir mutlu olayım, bana neşe versin diye! :)

Bugün biraz Ruby kırmızıya kaçan biraz da çingene pembesine kaçan bir rengim var. :)

Flaşlı çekim yaptığım zaman işte böyle I love'un meşhur lip glossunun rengine çok yakın duruyor. Ancak güneş altında (tabi bu havada güneşi bulmak pek kolay değil :)) birazcık da kırmızıya çalıyor. Zaten böyle resme çok çoook dikkatli bakarsanız, bazı yerlerin kırmızı bazı yerlerin daha pembe olduğunu anlayabilirsiniz. :)

Peki hangi oje bu diye sorarsanız?
Markası Linette, numarası 109 ve adı da Ruby Red :) Bu resimde içindeki simlerde belli olmuş, çok hoşuma gitti. :) Çok simli değil, hoş bir ışıltı verecek kadar sim içeriyor. :)
Bu ojeyi nereden aldın diye sorarsanız: Türkiye'den değil!
Yıllar yıllar önce Amerika'dan hediye gelmişti bana. (Seri olarak, yani bir çok rengi daha var ben de.:)) Onca yıl geçmesine rağmen üstünden, ne bir ağdalaşma ne bir kuruma. Taş gibi çıktı vallahi. :)
Arkasında da bir sürü yazısı var böyle. İçindekileri yazmışlar da yazmışlar. :)

Türkiye'de bulunabilir mi bilmiyorum ama benim tavsiyem Ruby kırmızı bir oje edinin. Yılbaşı akşamı büyük ihtimalle benim tercihim bu renkten yana olacak. Nedense o akşama kırmızı dışında bir renk yakıştıramıyorum. :)

Sevgiyle kalın.