gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sanctum (2011)

24 Haziran 2013 Pazartesi
İzlemesi benim için biraz zor oldu: her an ölüm korkusu, her an bir ümitsizlik ve "kapalı kalış". Bir de üstüne üstlük gerçek bir olaydan esinlenilmiş olması... Eee madem bu kadar etkileniyorsan neyine izledin diyen olursa da; işte ben öyle bir tipim ki konusunu bilmeden izlemeyi tercih ediyorum filmleri. E hal böyle olunca da ne çıkarsa bahtıma oluyor, ya beni geriyor, ya etkiliyor, ya da kendini çok beğendiriyor. :) Bu filmi seçerken de afişinden etkilenmiştim. Su altı ve dalış temasını görünce "hmm, güzel bir şey olabilir bu." demiştim.

Güzel miydi? 
Güzeldi. Ne olursa olsun beğendim. Özellikle de sonunu! :)
Sıkıldım mı? 
Hayır.
Tavsiye Eder miyim? 
Edebilirim ama benim gibi etkilenecek ve bazı sahnelerde gerilecekseniz, yani böyle bir izleyici iseniz 2 defa düşünüp tercih edin.
Etkilendim mi? 
Evet, bazı sahnelerde içim bir fena oldu. Bazı sahnelerde, off başaramıycaklar galibaa ya diye oturduğum yerde didindim. :)
Film için başka uyarı ? 
Uyarım yok. Korku ve +18 unsur içermiyor ama klostrofobisi olanlar izlemesin. :)

Sinemalar.com sitesinde verilmiş özeti şu şekilde:
Gerçek olaydan esinlenmiş bir film.Su altında kazı çalışmaları yürüten bir ekibin, dünyanın en karmaşık tünel sistemlerinde yaşadıkları trajedi ve tehlikeleri konu alan filmin yapımcısı “Avatar” ve “Titanic” filmlerinin yönetmeni James Cameron.

İyi Seyirler,
Sevgiyle kalın.

Şah Mat

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Resmen ba-yıl-dım! Çok beğendim, çok sürüklendim, çok merakta kaldım, hemencecik bitiriverdim. Yaladım yuttum. =)

Cinayet-suç romanlarından hoşlananlar için harika bir seçim.
Benim gibi CSI:NY tarzı dizilerden hoşlananlar için harika bir seçim!
Bulmaca çözmeyi sevenler için harika bir seçim.
Bir solukta kitap okumaktan hoşlanan için harika bir seçim.
Okuyun, okuyun, okuyun.. =)

Gerçekten çok güzel kurgulanmış. Okurken hiç sıkmıyor ve sizi hep bir merakta bırakıyor. Tam olaylar çözüldü diyorsunuz, derken hoppala birden yeni şeyler oluşuyor. Sonucu neye varacak diye sürekli düşünüyor, bir yandan da kendi kafanızda çözmeye çalışıyorsunuz. =)

Bölümler yaklaşık 1-2 sayfada bir. Bu nedenle okumak da daha kolay ve rahat. Kafanız hiç karışmıyor. Çok fazla öylee bir sürü gereksiz karakter kullanılmamış. Bu da yine akılda kalması ve olayları birbirine bağlamada size yardımcı oluyor. 

Arka kapağında şöyle bir yazısı mevcut:

"Her bir hamlenin bir insan hayatının kaybolmasına sebep olduğu umutsuz bir satranç maçı.

Suç psikiyatrisi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz."

Sevgiler

Alex

17 Mart 2013 Pazar

Alex... Yine Barsh ile aldığımız kitaplardan biri. Üzerinden biraz zaman geçti ama okumak için anca zaman ve keyif buldum diyebilirim. Okuduktan sonra ise keşke daha önce başlasaymışım diyorum. Ve bir "vayyyy beee" çekiyorum!

Cidden çok iyi kurguya sahip bir kitap. Gerilim türü deniyor; ben bildiğiniz CSI:NY falan izler gibi hissettim kendimi. Heleki bu tarz dizilere bu derece hayranlık duyarken, elime de böyle bir kitap geçmesi beni resmen sevince boğdu!

Arka kapağında olaylar şöyle anlatılmış:

" Sıradan bir kadın, bir gün sokak ortasında kaçırılır. Ne var ki yalnız kaçıranın değil, kurbanın kimliği de şüphelidir. Tek bilinen, içinde ne ayakta durabildiği ne de uzanabildiği bir kafeste, korkunç şartlar altında hapsedilerek sürekli işkence gördüğü ve isminin Alex olduğudur...

Davayı üstlenmek zorunda kalan Başkomiser Verhoeven, bir yandan geçmişiyle hesaplaşırken bir yandan da bu gizemli kadını celladının elinden kurtarmak için zamanla yarışmak zorunda kalır. Soruşturma ilerledikçe Alex'in karmaşık geçmişiyle yüz yüze gelecek, hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşacak ve hayatının en zor kararını vermek zorunda kalacaktır...

Alex, kurban, cellat ve kurtarıcı üçlüsüne getirdiği psikolojik derinlikle, solukları kesen ritmiyle, tüyler ürperten gerçekçi anlatımıyla ve dehşet içinde bırakan sonuyla gerilim tutkunlarını baştan çıkaracak.

İddia ediyoruz, Alex sizi çok şaşırtacak..."

Şaşırttı mı derseniz? Yukarıda yazdığım "vayy bee" kitabın sonu içindi aslında. Yani kısacası evet şaşırdım. :) Kitap başından sonuna kadar merak uyandıracak şekilde ve acaba şimdi nolcakk dedirten bir şekilde yazılmış. Bölümlere ayrılması ve bölümlerin de 3-4 sayfa olması okunabilir olmasını kolaylaştırmış bence. Çok fazla karakter kullanılmamış, bu da karakterleri unutup, olaylardan kopacaksınız endişesi yaratmıyor.

Herkese tavsiye ediyorum.

Kitabı satın almak için:
İlknokta: TIK TIK
Kitap Yurdu: TIK TIK
Ya da bana ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle kalın!

Sistem

9 Mart 2013 Cumartesi

Malum bütün gün deney yapmakla geçti saatlerim, deneylerin sonuçları da uzun sürünce ve sürekli olarak takılma var mı yok mu diye kontrol etmek için bilgisayar başında olmanın zorunluluğundan, deney aralarında kitap okudum ben de: Dolayısıyla 1 günde bitmiş oldu kitap!

İlk diyebileceğim: Tüm bilgisayar mühendisleri ve yapay zekaya ilgi duyanlar okumalı bu kitabı. Resmen kitap bizim için yazılmış: Kitabı yapay zeka üzerine doktora yapmış olan Karl Olsberg yazmış. Kesinlikle kendisiyle tanışmak istiyorum şu an. :) O derece sevdim kitabı ama kitap biter bitmez de içimi bir korku kaplamadı değil! Kitaptakiler ya gerçek olursa diye düşünmeye başladım ben de. :) Sanıyorum ki, kitabı okuyan bir çok kişi "adamda ne hayal gücü varmış be!" deyip geçiştirecek bunu ama ben "neden olmasın yaa aslında düşününce çok mantıklı" şeklinde bir fikre sahibim.

Konu ne derseniz, hemen arka kapağındaki yazılanlara dikkat çekmek isterim:

"Adı: Pandora
Türü: Yeni nesil bilgisayar virüsü
Özellikleri: Öğreniyor, büyüyor, öldürüyor

Hissedarlarına yapacağı sunumda, kurucusu olduğu yazılım şirketinin geliştirdiği ve Google'la rekabet edebilecek arama motorunu tanıtan Marc, yarattığı yapay zekanın yalnızca birkaç küçük kusuru olduğunu sanıyordu. Yazılımın hazırlanmasında çalışan iki programcının esrarengiz ölümünden sonra, virüsün dünyadaki internet ağına hızla yayıldığı ve ulaştığı her yerde korkunç bir kaos ve yıkım yarattığı anlaşıldığında, işlemediği iki cinayetin zanlısı olarak aranmaya başlamıştı bile. Eski çalışanı Lisa ile birlikte bu yapay zekanın üstesinden gelip dünyayı kurtaracak bir antivirüs programı yazmak için ölümüne bir savaşa giriştiler. Ama daha hiçbir şey görmemişlerdi...

Bilgisayarlarının, açıp kapadıkları basit makineler olduğunu düşünenler! Düğmeye basmadan önce bir kez daha düşünün!"

Konusu böyle, türü ise gerilim. Çok fazla gerilmedim açıkcası ama oldukça meraklandım. Her bölüm bittiğinde - ki bölümler oldukça kısa ve bağlantılıydı - yeni bölüme hemen başlamalıyım şeklinde hırslandım hatta. Dolayısıyla da 375 sayfa uzunluğundaki kitap çatır çatır bitiverdi bir günde ve kesinlikle arkasında da etki bıraktı. Etkilenmemin sebebi, zaten bu konuya ilgi duyduğum için olabilir. O yüzden tavsiyem bu konu hakkında hiçbir fikriniz yoksa, önce biraz fikir edinin daha sonra alın elinize kitabı.

Kitap için yapabileceğim tek olumsuz şey, çok fazla karakterden bahsedilmiş olmasıydı. Kitabın en başından itibaren karakter isimlerini ve neci olduklarını not aldım, böylece konularda ve bölümler arasında hiçbir kopukluk olmadan tamamladım kitabı.

Bilgisayarcılar, mutlaka okuyun!

Kitabı satın almak için:
Kitap Yurdu: TIK TIK
İlk Nokta: TIK TIK
İdefix: TIK TIK
D&R: TIK TIK
Ya da bana müracaat edebilirsiniz.


Ayrıca kitabı bana alan(!)- birlikte aldığımız- Barsh'a da burdan sevgiler ve teşekkürler!
Sevgiyle kalın.

Karanlık Gölgeler Evi

25 Ekim 2012 Perşembe

Hayalevi Kralları serisinin ilk kitabı.
Kitabı satın aldığımda, seri olduğundan haberim yoktu. Sonradan öğrendim ve serinin diğer kitaplarını araştırdım:

Seri 6 kitaptan oluşmakta. Henüz ilk iki kitap hakkında bilgi verilmekte. Diğer kitap isimlerini bile bulamadım.

1. Karanlık Gölgeler Evi
2. Ormanın Esrarengiz Gözleri (Yayın tarihi olarak belli bir tarih bulamadım, Matbaa'da olarak geçiyor- 13 Ekim tarihinde öyle söylenmiş. Yani ya çıkmıştır, ya da çıkacaktır.)

Konu kitabın arkasında şu şekilde anlatılıyor:

"Her odasında macera ve sırlarla dolu tüyler ürpertici bir eve davetlisiniz.

Küçük bir kasabaya taşınan King ailesi, onları bekleyen tehlikelerden tamamen habersizdir. Uzun zaman önce terk edilmiş bir eve yerleşmeleri, ailenin meraklı oğlu Xander ile kardeşi David'i harekete geçirir. Bu gizemli mekanı keşfe çıkan iki kardeş, yan yana kapıların dizili olduğu gizli bir hole ulaştıklarında kendilerini tahmin etmedikleri bir maceranın içinde bulurlar. Kapıların ardındaki her oda, onları evden uzaklaştırarak bambaşka zamanlara götürmektedir. Fakat aynı şey, o dünyalara ait olanlar için de geçerlidir; bu kapılar sayesinde onlar da eve girebilmektedir.

Gizemli ve bilinmeyen diyarlardan gelen bir saldırganın, Xander ile David'in annesini kaçırmasıyla ortalık iyice karışır. Annelerini bulmak için her türlü tehlikeyi göze alan çocuklar, kendilerini zamanın ötesindeki ürkütücü ve bir o kadar da büyüleyici yerlerde bulurlar. Asıl macera şimdi başlayacaktır..."

Bir kere kitabı çok rahat okuyorsunuz, öyle acayip kafanızı vermenize gerek yok.

Tüyler ürpertici olarak tanımlanmış kitap ama benim hiç tüylerim ürpermedi. :) Kitabı ilk aldığımda Paranormal Activity gibi bir şey beklentisi yaratmıştı bende, ama okudukça anladım ki hiç öyle değil. Tamam, biraz heyecan yaptığınız, hımm şimdi ne olacak ki diye merak ettiğiniz yerler var ama sıkıldığınız yerler de olacak. Kitap biraz ortaokul çocuklarına hitap ediyor gibi geldi bana. Kitabın arkasında "Okuma Grubu Rehberi" denilen bir kısım var ve kitapta olan olaylar karşısında sizin ne yapacağınız gibi sorular sorulmuş. Bir nevi empati yaptırıyor size. Ama oldum olası sevmem zaten bu tarz olayları ben. Sadece kitap okumaktan hoşlanıyorum. :) Belki bu kısım ile işte, ortaokul grubu gençlerin kendilerini geliştirmeye çalışmaları hedeflenmiş olabilir diye düşünüyorum.

Eğer uygun fiyattan bulursam, serinin 2.kitabını da (sıkılma pahasına) alabilirim. Çünkü ne olursa olsun sonu merakta bıraktı ve güzel şeyler olacak, 2.kitap kendini okutacak izlenimi yarattı.

Malum ben de isim hafızası olmadığı için, buraya isimleri not almak istedim. Böylece 2.kitaba uzun bir süre sonra başlasam bile, kim kimdi diye hatırlayabilirim. :) Kısacası burayı okumanıza gerek yok. :))

King Ailesi
-----------------
Xander (Alexander) -> 15 yaşındaki büyük erkek kardeş
David -> 12 yaşındaki küçük erkek kardeş
Toria (Victoria) -> 9 yaşındaki kız kardeş
Ed-> Baba
Hank-> Büyükbaba
Gertrude (Gee)->Anne

Diğer Karakterler
-----------------------------
Wuzzy -> Toria'nın oyuncak ayısının adı :) Sesleri kayıt alma özelliği var.
Dean -> Xander'ın eski kankası
Danielle -> Xander'ın eski kız arkadaşı

Mekanlar
---------------
Pinedale -> Taşındıkları yer
Pasedena -> Eski evlerinin olduğu yer

Emanetçi

20 Ekim 2012 Cumartesi
Öncelikle söylemem gereken şey, kitabı sevgili Barsh, Radikalin yaptığı yarışmadan kazandı ve okumam için bana verdi. O yüzden ona buradan kucak dolusu sevgiler ve teşekkürler. :))

Kitabı ilk elime aldığımda kapağını çok beğendim. Çünkü gerçekten de konusuyla çok uyumlu buldum. Daha buradan ilk artısını aldı benden kitap. :)

İçeriğini ise kitabın kapağından daha çok beğendim. Gerçekten çok güzel bir kitap. Türü gerilim/macera. Bu yüzden sanırım bu kitaptan hemen önce okuduğum Ölü Ruhlar Ormanı (Grange) ile bir kıyaslamaya gittim ve söylemem gerekir ki bu kitap çok feci şekilde Ölü Ruhlar Ormanı'nı sollar. Bir kere kitap o kadar akıcı bir dille yazılmış ki, ne kafanız karışıyor, ne ağır geliyor, ne de anlamadığınız bir yer oluyor. Ayrıca kitapta çok fazla insan adı da geçmediği için, kendinizi verip okumanız kolaylaşıyor. Yaa bu kimdi ki şimdi diyip, kitapta önceki sayfalara dönüp bakmanız gerekmiyor. ( Bu olayı bir çok kitapta yaşıyorum, isim hafızam çok da kuvvetli değil.:)) Konu gayet gerçekçi aslında, yani Ölü Ruhlar Ormanında olaylar biraz daha fantastiğe kaçıyor gibi geliyor size. Bu ise tamamen günlük hayatınızda görebileceğiniz tarzdan işliyor konuyu. (Tabi bazı yerlerde, yok artık deve, acaba gerçekten bu durumu yaşayan insan var mıdır? dediğiniz oluyor :) Ama en azından fantastik değil! Sadece olasılığı biraz düşük. :))

Konusuna gelince, ortada yine bir seri katilimiz var. Katilin hedefi ise hamile kadınlar. Kadınları öldürüp, bebeklerini alıyor. :) Polislerimiz de bu katili yakalamaya çalışıyor. Bana CSI:NY izliyormuşum hissi uyandırdı okurken. O yüzden daha da bir bağlandım kitaba. Eğer siz de bu tarz dizileri seviyorsanız, mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Kitabın arka kapağında ise konu şu şekilde anlatılmış:

"Gülümsedi. İşte ruh oradaydı, kadının içinden gelen yaşam gücü. Kadının ruhunu almak yerine bebeğini alıyordu.

Korkunç bir katil işbaşında. Hedefinde ise kadınlar var, ama sadece hamile kadınlar... Önce onları uyuşturuyor, sonra karınlarını kesip doğmamış bebeklerini alıyor. Dedektif Phil Brennan, cinayet mahallini gördüğünde dünyanın en vahşi katillerinden biriyle karşı karşıya olduğunu anlamakta gecikmiyor. Sevgisiz büyüyen Phil kötülüğü tanıyor, ama yaşadığı hiçbir şey bu gördüklerinden daha korkunç olamaz...

Polis teşkilatının yardım isteği üzerine soruşturmaya dahil olan psikolog Marina Esposito ise, bir süre önce Phil ile yaşadığı aşkı bir kenara bırakmak zorunda. Çünkü başka bir hamile kadını daha öldürmeden önce katili bulmaları gerekiyor...

Üstelik Marina da karnında bir bebek taşıyor."

Ölü Ruhlar Ormanı

6 Ekim 2012 Cumartesi

En başta söylemem gereken şey, kitabın kapağına bakıp da aldanmayın. :) Kapak, fantastik bir kitapmış etkisi veriyor; yani ben ilk gördüğümde öyle düşünmüştüm, ama değil. Gerilim/macera türünde bir roman.

Bu kitabı daha önce bir defa elime aldım, o sıra Homeless arkadaşımız, güzel bir kitap değil demişti, sanırım onun etkisinde kalarak, ben de beğenmeyeceğimi düşünüp, bırakmıştım. Sonra aradan bir yıl geçtikten sonra, kitabı tekrar elime aldım vee ahh ahh kafalarımı nereye vursam oldum, sen neden başkasının sözünden etkilenirsin ki oldum, oldum da oldum. :)) Çünkü kitaba tek kelimeyle "bayıldım!" Okuduğum en iyi gerilim/macera kitaplarından biriydi. Kitabı çok kısa sürede bitiremedim, çünkü malum okul, iş, proje derken kitabı ancak yatmadan önce okuyabildim. Her gece 1-2 bölüm okuya okuya da kitabı bitirmem uzun zaman aldı. Zamanım olsa çok rahat 1-2 günde bitirirdim. Gerçekten beğendim, insanı sarıyo, kendinizi olaya kaptırıyorsunuz ve şimdi ne olacak düşüncesi kafanızdan hiç gitmiyor. Hem okurken de, bir çok konu hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Hiç boş bir kitap değil. Yazarı bu konuda tebrik etmek lazım, gerçekten iyi bir bilgi birikimini ortaya koymuş.

Kitapta bir yamyam katil var. Katil, kurbanlarının bacaklarını kollarını koparıyor, yerlerini değiştiriyor, kemiklerine kadar etlerini yiyor, bir nevi ayin yapıyor. Ve seri cinayetler başlıyor. Baş karakterimiz yargıç Jeanne'de katili bulmaya çalışıyor. Kitabın sonunu söyleyip, güzelliği bozmak istemiyorum, ama sonunu da çok beğendim. 

Grange ile bu kitap sayesinde tanıştım ve eğer tüm kitapları da böylesine güzelse, hepsini almayı planlıyorum. Özellikle yeni çıkan "Sisle Gelen Yolcu" listemin ilk sırasında. :)

Hem yazarı, hem de bu kitabı herkese öneriyorum. :)

Tek Başına

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Gün geçmiyor ki bir kitap daha bitmesin. :) Bu yaz okuma konusunda oldukça formumdayım. :)

Gelelim kitaba. En başta New York Times BestSeller. BestSeller oldu mu da, insanda aha bu iyi bir kitap demek ki yargısı oluşuyor daha kitaba başlamadan. Genelde de iyi çıkıyorlar zaten. Kitabın kapağına baktığım zaman, o kadar da çekici gelmedi bana, çok güzelmiş, süpermiş gibi hissettirmedi. Bence satışlarda da bu kitap kapağı tasarımları oldukça etkili oluyordur. Neyse...

Kitap için öncelikli olarak söyleyebileceğim şey, güzel bir polisiye romanıydı. Ben normalde fantastik ve bilim-kurgunun dışına çıkmam ama denemek için okıyım dedim ve şimdi de iyiki okumuşum diyorum. Sürükleyiciydi, merak uyandırıcıydı, beğendim.

Ufaktan konusundan bahsedersem de, adamın teki karısını ve çocuğunu rehin alır. Adam silahlıdır. E bu durumda da tabiki polis ekipleri devreye girer. Keskin nişancılardan biri adamı tehdit oluşturduğu gerekçesi ile öldürür. Gelin görün ki öldürülen adamın babası da bir yargıç çıkar. Adamın karısı psikolojik olarak çöküntüdedir. ( adam daha ölmeden önce ) Çünkü 12 yaşında iken bir adam tarafından kaçırılmış, 27 gün boyunca toprak altında gömülü şekilde kalmış ve tecavüze uğramıştır. Bu durumda sorular baş gösterir: rehin alan adam, karısının yüzünden mi öldürüldü, keskin nişancı adamı daha önceden tanıyor muydu, nişancının, adamın karısı ile bir ilişiği var mıydı ? Kitap boyunca bu sorulara cevap bulunacak, intikamlar alınacak.

Özellikle polisiye severler başta olmak üzere, herkese tavsiye ederim.