Tavuk Dünyası: Kutlama Yemeği!
Gönderen
3k
zaman:
19:05
5 Şubat 2013 Salı
Dün konferansa yolladığımız paperımızın ilk eleme sonucunu aldık ve 247 paperdan 88 paperın 2.eleme için seçilmiş olduğunu öğrendik! : ve seçilen paperlardan biri de bizimkisi! Dolayısıyla, dün akşamdan beri pişmiş kelle gibi sırıtıp duruyorum etrafta, kimi görsem bak böyle böyle oldu diye başının etini yiyorum. Çok heyecanlandım, ne biliyim başıma ilk defa böyle bir şey geliyor. :)
Bu arada geçenlerde Tavuk Dünyası'nın Facebook platformu üzerinde yapmış olduğu çekilişe katılmıştım, oradan da 2 adet soslu tavuk menüsü kazanmıştım. Hem bu hakkımızı değerlendirmek, hem de paperın ilk sonucunu kutlamak için de çıktık, gittik yemeye. :) Yeri de Capacity olunca tabi, ulaşım sıkıntısı falan olmaksızın, mis gibi yedik yemeğimizi.(Yarasın!)
Aslında bu arada paperımdan bahsetmem gerekir belki ama bu postu yazma amacım tamamen Tavuk Dünyası hakkında izlenimlerimden bahsetmek! İlk defa gittiğim bir yer, dolayısıyla en başta biraz çekincelerim vardı. Üstüne üstlük hani gerçekten yemek vericekler mi, yoksa 2 tane kıçı kırık tavuk mu vericekler gibi bir sürü düşünce vardı kafamda. Ama hiç de düşündüğüm şey çıkmadı.
Gittiğimiz ilk andan itibaren, tüm çalışanlar gerçekten çok ilgili bir şekilde davrandılar. Kazanmış olduğumuz yiyeceklerimiz herkesin parasıyla aldığı standart boyda geldi. Üstelik Facebook sayfasında "soslu tavuk" kazandınız şeklinde belirtilmesine rağmen, istediğimiz yiyeceği seçebileceğimiz söylendi. Facebook'ta belirtilmemiş olan istediğimiz içecekler de servis edildi. Bunlar dışında özel bir sosa sahip patates getirildi masanın ortasına ikram olarak. Yemek sonrasında çay da ikram edelim denildi ve bunu 1000 kişi için yaptıklarını söylesem size? Gerçekten bu işin altından çok iyi kalkmışlar, menüleri gayet güzel, tadı yerinde. Normalde de zaten tavuklar "Beypiliç" firmasından geliyormuş, tamamen yerlilermiş. (Bunları da ilk defa öğrendim tabiki.) Kısacası demek istediğim adam yerine konup, paranızın karşılığı olan yemek istiyorsanız, Tavuk Dünyası tam size göre bence.Üstelik menüleri de oldukça büyük, gayette doyuyorsunuz! (Bana fazla bile geldi. :))
Son olarak servis elemanlarından Rahşan hanıma ve müdürleri Deniz beye buradan teşekkür etmek isterim. Gerçekten bu tarz kişilerle çalıştıkları sürece, Tavuk Dünyası çok iyi yerlere gelecek ve çok daha fazla büyüyecek bence.
Firmanın sitesi için --> TIK TIK
Firmanın Facebook sayfası için --> TIK TIK
Firmanın Twitter hesabı için --> TIK TIK
Sevgiyle kalın,
Etiketler:
Beypiliç,
Capacity,
soslu tavuk,
Tavuk Dünyası
0
yorum
Bu kitap sizi milyoner yapar
Gönderen
3k
zaman:
16:39
3 Şubat 2013 Pazar
Arka kapağı şu şekilde:
"Büyümeye istekli olmak ve zirveye yerleşmek, iş alanında yer alan herkesin hedefidir. İster bir banka müdürü, avukat ya da muhasebeci olun; yeni müşteriler ya da müvekkiller kazanmak ve onlarla olan ilişkilerinizi sürdürmek ana sorumluluğunuzdur. Yine de pek çok kişinin "satış" işlerine karşı doğal bir korkusu ya da nefreti vardır.
Yeni bir iş hayatı kazanmak, işini ilerletmek isteyen fakat doğru tecrübe ve eğitime sahip olmayan herkese, ilham verici yollar gösteriyor. Richard Denny, size zorlayıcı ya da saldırgan olmadan nasıl satış yapacağınızı anlatıyor. Ayrıca müşteri kazanmanın ve elde tutmanın tüm önemli yönlerini ele alıyor. Kitabın ilk sayfasından, sonuna kadar; size ilham verip motive ederek, başarılı olmanız için gereken yeteneği ve güveni kazandırıyor.
Richard Denny, birçok eser yazmıştır ve otuzun üzerinde eğitici video yayınlamıştır. Selling to Win, Succeed For Yourself, Motivate To Win, Speak For Yourself, Communicate To Win adlı beş kitabı uluslararası çoksatanlar arasına girmiş; 46 ülkede satılmış ve 26 dile çevrilmiştir."
Benim izlenimlerime ve aldığım önemli notlara gelince:
* Yan ürün satışı önemlidir.
* CRM ile müşteri kaybı engellenmelidir.
* Empati yapmak başarı için mutlaka gereklidir.
* Dengeyi bulmalısınız.
* İkna kabiliyetinizi geliştirmelisiniz.
* Duygusal Zeka önemli bir yer kaplar.
* Zaman yönetimi önemlidir.
* Beden dilini doğru kullanabilmeli ve doğru anlayabilmelisiniz.
* Planlı olmak gerekir.
* Belli bir stratejiniz olmalıdır.
* Müşteri ve satış odaklı olmak önemlidir.
* Asıl gerçekler hata yapılarak öğrenilir.
* Doğru soru sorma becerisi elde etmelisiniz.
* Olumlu düşünün, olumlu olsun.
* İlişkilerinize değer verin.
* Beynimiz bizim en kıymetlimiz...
Aslına bakarsak, çoğumuzun bunları daha önceden de duyduğunu düşünüyorum. Bu konularda bir şeyler öğrenmeye çalışmak ve bu konularda kendini geliştirmek benim için sıkıcı iş. Belki de o yüzden normal iş hayatını istemiyorum, kim bilir.
Satın almak için:
İnsancıl Sahaf --> TIK TIK
Türk Kitabevi --> TIK TIK
Nadir Kitap --> TIK TIK
Ya da bana ulaşabilirsiniz. :)
Sevgiyle Kalın,
İğnenin Ucundaki Hayatlar
Gönderen
3k
zaman:
23:32
26 Ocak 2013 Cumartesi
Kitapta "Oğlunu uyuşturucu batağından kurtarmış bir annenin hikayesi" anlatılıyor. Okurken bir çok yerde tüylerim diken diken oldu. Bu tarz kitapları neden bilmiyorum ama çok seviyorum. Seviyorum iyi hoş ama okurken de içim bir fena oluyor. Sanırım etkileniyorum, üzülüyorum, sonra da halime şükrediyorum.
Kitabın yazarı Selda Uskan anladığım kadarıyla bu kitaptaki yazılarını öncelikle Posta gazetesinde yazmış ve daha sonra da o yazıları ve yazılarına karşılık gelen mektupları toplamış bu kitapta. Bence mutlaka herkes, tüm anne-babalar, gençler hatta çocuklar bile okumalı bu kitabı. Okumalı ki bilinçlenmeli, bilinçlenmeli ki bunlara bir dur demeli. Polisler bile dur demiyor, onlar bile satıcılık yapıyor, onlar bile kullanıyormuş uyuşturucuyu. Ne biçim bir memlekette yaşıyoruz diye düşündürüyor insanı. Ne biçim bir hale geldik... Bana çocukluğumdan beri Taksim uyuşturu batağıdır, en çok orada olur böyle şeyler düşüncesi benimsetildi, o yüzdendir ki Taksim'i oldum olası sevmem, oraya gitmek için can atmam. Ancak kitabı okuduktan sonra gördüm ki düşüncem doğruymuş. Orası da en çok satış yapılan yerlerden biriymiş ve anladım ki "bana bir şey olmaz, ben bulaşmam, aklım başımda benim" desek bile, o illet bize bile gelebilirmiş.
Kitabı okuyunca insanın içini ister istemez bir korku kaplıyor. Evli değilim, çocuğum yok ama bir gün çocuğum olursa onu bundan ben nasıl korurum diye düşünmeye başlıyor insan. Sanırım kitabı yazan bir anne olunca bizim de annelik içgüdülerimiz artıyor, oluyor bir şeyler...
Selda Uskan kampanya yapılmalı diyor... Bangır bangır bağıralım, uyuşturucu kullanan adam nasıl anlaşılır diye yayınlar yapalım, ücretsiz tedavi yapılabilsin diye dernekler kuralım, ünlülerimiz bunlara destek çıksın diyor. Sonuna kadar katılıyorum ben de. Ama çok zor, bu şartlarda çok zor bence.
Ayrıca kitapta gördüğüm kadarıyla bu tarz şeyler büyük şehirlerde, heleki İstanbul da falan daha yoğun bir şekilde mevcut. İstanbul'u zaten sevmiyorum, şimdi sevmemek için bir nedenim daha oldu. Bir gün çocuğum olursa burada büyütmek istemiyorum ben de... Şimdiden korkuyorum, şimdiden düşüncelere sarıyorum.
Kitabı satın almak için:
Kitap Yurdu --> TIK TIK
Final Pazarlama --> TIK TIK
Ya da bana ulaşabilirsiniz. :)
Sevgiyle Kalın,
Sorun Bendeymiş
Gönderen
3k
zaman:
18:39
Serinin ilk kitabından "Burada" bahsetmiştim. Bu da 2.kitabımız efendim. Bunun sloganı ise "Bence bana aşık olmak sana çok yakışırdı."
Malumunuz iş,güç,okul,uğraş derken vaktim kalmadı kitap okumaya da, bir şeyler yazmaya da. Dolayısıyla blog da boş boş kendi halinde kaldı yavrucak. Neyseki şu 1 haftalık tatilimi fırsat bilip hemen aldım elime kitabımı ve bir solukta, bir oturuşta okudum!
Bu kitapta yazarımız kızcağız 4 yıllık ilişkisini anlatıyor. Aslında serinin ilk kitabı 2.kitap olmalıymış diye düşündüm. Yoksa ben mi yanlış sırada okudum, anlamadım ya neyse. :)
Dediğim gibi kızımız 4 yıllık ilişkisini, bundaki yanlışlarını doğrularını, aşkını, kızgınlıklarını, hatalarını, kıskançlıklarını, bir nevi derinlemesine(!) özel hayatını anlatıyor bizlere. Dolayısıyla da çok fazla dikkat ve kafa vermeden rahatça okuyabiliyorsunuz. Dizüstü edebiyatı işte bu yüzden seviyorum. Bence kafa dağıtma konusunda birebirler. :) Bu kitapta da yine çok güldüğüm ve yine çok abartı(!) bulduğum yerler oldu. Yine önceki sefer de olduğu gibi kızın anasını babasını düşündüm. Yani onlar bu kitabı okudu mu? Okuduysa ne tepki verdi diye merak ettim,durdum. Merak edilmeyecek gibi değil ki! Benim anam-babam okusa mesela bu kitabı ve ben yazmış olsam bunu, sıçtım yani. Evlatlıktan reddedildim, ne biçim bir evlat oldum ben olur. :) O yüzden yine önceki dediğimi tekrarlıyorum: Bu kız bizim gibi yetiştirilmemiş anacım. Yok yani farklı Türkiye'lerin insanlarıyız. :)
Bu arada kitabın bitiş kısmını çok sevdim. O yüzden burada paylaşmak istiyorum:
"Masumiyet Müzesi,"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum" diye başlar. Belki Orhan Pamuk bilmiyordu ama, ben biliyordum; o an hayatımın en mutlu anıydı."
Kısacası, okuyun kitabı bence. Özellikle tüm kızlar okusun. Bir çok taktik öğrenirsiniz, onunla kalmaz gülersiniz, eğlenirsiniz. Ama okuduklarınız da sizin hayatınıza çok yabancı gelirse, işte o zaman şaşırmayın sakın benden söylemesi!
Etiketler:
dizüstü edebiyat,
Kitap Eleştirileri,
kitap yorumları,
pinkfreud,
sorun bendeymiş
0
yorum
Lucian
Gönderen
3k
zaman:
23:44
30 Ekim 2012 Salı
518 sayfa - yani oldukça kalın aslında.
İlk olarak kapağına baktım, kapağında çok fazla bir resim, yazı vs olmamasına rağmen ben de merak uyandırdı. Direkt aklıma fantastik, meleklerle ilgili bir kitaptır herhalde düşüncesi yerleşti. Sonra arka kapağını okudum, ama bu düşüncemi ne tam olarak destekleyebildim, ne de çürütebildim. İyice merakta kaldım ve satın aldım. :)
Ve şimdi söylemem gereken şey şu ki: Kitaba resmen BAYILDIM! Sanırım okuduğum en iyi 2.kitap benim için. :) Ve iddia ediyorum ki bu kitap tek başına Alacakaranlık serisiyle de, Hush Hush serisiyle de kapışır. Bu benim fikrim tabiki ama bu kadar da net ve kesin bir fikir. :)
Kitabın arka kapağı şu şekilde:
"Bakışları hüzünle doldu ve yüzüne yine o yumuşaklık, kırılganlık geldi. Sanki ince bir buz tabakasının üzerindeydi; sanki aramızda donmuş bir göl vardı ve bir tarafında o, öbür tarafında da ben duruyordum.
Ve birden, onun benim tarafıma, yanıma gelme isteğini hissettim. Ama korkusunu da; o kırılabilecek buz tabakasının çökebileceğine ve onun dibine, ölümcül soğuğa doğru çekilebileceğine dair. Bu çılgıncaydı ama gerçekten onun duygularını hissedebiliyordum. Sadece ne düşündüğü, benim için gizliydi.
Gözleri, bacağımın üzerinde açık duran ellerime takıldı. Sanki cevabı, ellerimin üzerinde arıyormuş gibiydi. "Bilmiyorum." dedi sessizce. "Ben kim olduğumu bilmiyorum.""
Kitap aşk/fantastik/gizem türünde. Ancak fantastik olup olmadığını tüm kitap boyunca çözmeye çalışıyorsunuz. Biliyorsunuz ki ortada tuhaf birşeyler var, ama sonucu ne çıkacak diye meraktan ölüyorsunuz. :) Kitap kendini feci şekilde okutturuyor. Okurken, sanki çok yavaş ilerliyormuş gibi geliyor, ama yine de kendinizi okumaktan alamıyorsunuz. Kitabın sonucunda, hatta bir sonraki bölümde ne olacak diye düşünüp duruyorsunuz.
Ana karakter Rebecca yerine koyuyorsunuz kendinizi. ( Kitabı okuyan eğer dişi bir varlık ise tabi. :)) O üzülünce siz de üzülüyorsunuz, o sevinince, sanki o sevinci de siz yaşıyor gibi oluyorsunuz. İnsanlar laf anlamadığında, olaya müdahele etmek, sizi sinir eden insanları tek tek dövmek istiyorsunuz. :) Olayları siz yaşıyorsunuz sanki. :)
Kitapta ne bir vampir var, ne bir kurt adam var, ne de bir melek var yalnız. :) Ama ortada insan olan bir kız ile fantastik olan bir erkeğin aşkı var. Onların kavuşması-ayrılması, birbirini tanıması var. Fedakarlık var. Arkadaşlık var. Kırılganlık var. Hayat dersleri var. Bu şekliyle de gerçekten çok yönlü bir kitap.
Kitabın sevmediğim tek yanı bölümlerinin uzun olmasıydı. Bir bölüm yaklaşık 20 sayfa falan sürüyordu ve hadi bir bölüm daha okuyayım, öyle yatayım dediğim de bazen oldukça zaman geçiyordu. Belki bölümler daha kısa olsa, daha da mı içine çekerdi, yoksa soğutur muydu bilemiyorum ama şu haliyle bir oturuşta rahat 300 sayfa okuduğumu biliyorum. :)
Kısacası bu tarz kitap sevenlerin mutlaka okuması gerektiğini savunuyorum. Pişman olmayacaklar ve bence çok sevecekler kitabı. :)
Son olarak, her ne kadar sonu devamı gelecekmiş gibi bitmese de, acaba seri mi diye düşündüm ve bir araştırma yaptım. Önce seri olduğunu iddia edenler olmuş ve 3 kitap daha saymışlar. Ancak, onlarda tamamen farklı konular işlenmiş. Dolayısıyla bu kitap sanırım tek başına kalmış. Bir de merak ettim ve acaba filmi çekilmiş mi ya da çekilecek mi diye araştırma yaptım. Ancak henüz bu konuda da bir gelişme olmadığını gördüm. Belki de var ama ben gözden kaçırdım bilemiyorum.
Merak edenler için diğer 3 kitap:
- Whisper
- İsola
- İmago
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




