carrefour etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
carrefour etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tırnaklarda da Güneş Açar :)

19 Mayıs 2013 Pazar
Havalar bir kapatıp bir açıyordu derken sanırım artık tam anlamıyla yaz gelmeye başladı. Dışarısı terletmeye, yorganlar atılmaya, incecik örtüler kullanılmaya başlandı, sandalet giyenler çoğaldı. Sanırım ben de havanın bu haline kandım ve tırnaklarımda güneş açtırdım. :))

Bu ojeyi ilk defa kullandım ama rengine resmen bayıldım. Sanırım bundan sonra yaz aylarında oldukça tercih edeceğim bir renk olacak ama biraz riskli.


Burada flaşlı çekim yaptım daha iyi anlaşılsın rengi diye :)

Riski renginden daha çok sürme aşamasında! Çünkü tırnaklarınızdaki tüm kusurları gösterebilecek bir oje. Kusur derken, taşırdınız diyelim ya da çok düzgün süremediniz, hemencecik belli oluyor. Ya da manikür zamanınız geldi, oje bile kurtaramıyor sizi bu durumdan.

Ayrıca sürme işi de oldukça önemli. Eğer düzgün sürmeyi beceremezseniz dalga dalga bir görüntü elde edebiliyorsunuz ve hoş durmuyor. O yüzden tırnaklarınız iyi haldeyken ve çok dikkatli bir şekilde sürmenizde fayda var bence. Yoksa benim gibi beceremezseniz, işte tüm bu durumlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. :) Ben de bir dahakine daha dikkatli sürmeye dikkat edicem.

Bahsettiğim oje Golden Rose Sarı! Şişesinin altında 44 yazıyor ama etiketinde 209 var. Hangisi gerçek ve doğru numarası bilmiyorum. Ben CarrefourSa'dan 1.30 TL'ye aldım. (Golden Rose oje merakım devam ediyor!)

Sadece sarı rengi sürmekle kalmadım bide üzerine kalpler kondurdum. :)) Gerçi sadece 2 tırnağımda kullandım ama hoş oldu bence. Bu bahsettiğim oje de Chissa markalı bir oje. Şişenin altında numara olarak 24 yazıyor. Bunu da Cumartesi Bakırköy Pazarından 0.75 TL ye edindim. Görür görmez benim olmalısın dedim ve atladım ojenin üzerine. :)
Sürmesi pek kolay değil. Çünkü kalpleri fırçaya almak oldukça zor. Fırçayla resmen oje içinde kalp almaya çalışmaktan helak oldum. Ayrıca kokusu da oldukça ağır geldi bana. Çok fazla solumamak gerekli diye düşünüyorum. Yine de böyle arada bir tırnak üzerinde hoş görüntüler elde etmek için kullanılabilir. :)

Not: Resimleri daha detaylı ve büyük görmek için üzerine tıklayabilirsiniz ama tırnaklarımdaki kusurları görmezden gelin! :)

Sevgiyle kalın.

Yaz yaklaştıkça renkler canlanır! :)

13 Mayıs 2013 Pazartesi
Havalar ısındıkça, güzelleştikçe sürdüğüm oje renkleri de değişmeye daha cırt (artık o da ne demekse! :)) daha renkli, daha canlı bir hal almaya başladı. Bu hafta seçtiğim renk, yanlış bilmiyorsam nar çiçeği dedikleri, giydiğiniz renge göre değişebilen bir pembe-kırmızı-turuncu oje! :)

Golden Rose 94 numaradan bahsediyorum. Golden Rose ojeleri seviyorum sanırım ben yaa, son zamanlarda oldukça tercih ettiğim bir marka oluverdi. Fırçası benim ellerime birazcık kısa geliyor (çoğu arkadaşım boyutundan memnun ama!) ama bunun dışında sürmesinden de, kurumasından da, kalıcılığından da memnunum. Yani eğer benim gibi elinizi bulaşık yıkamaya sürmüyorsanız çok rahat 5 gün falan soyulmadan gidiyor. Bu ojeyi de yanlış hatırlamıyorsam CarrefourSA dan 1.30 TL gibi bir fiyata almıştım. :)

Resimlerde oje tek kat sürülmüş halde. Ben genelde 2.katı sürmeyi pek sevmiyorum sanki böyle tırnaklarım çok sertleşiyor, kaskatı oluyor gibi hissediyorum 2.katı sürünce. (Daha büyük halini görmek için resmin üstüne tıklamanız yeterli.)
Bu arada takip ettiğim bloglardan birinde okuduğuma göre "uzun tırnak" cool ve elegant olmak için çok yanlış bir tercihmiş. Tırnaklarınız mümkünse kısa kesilmiş olacakmış. Bu durumda sanırım ben hiçbir zaman cool kavramı içinde olamayacağım. Çünkü tırnaklarımı dibinden kesmekten çok haz etmiyorum. Bana göre tırnak dediğin ne öyle aşırı uzun olacak ne de kısacık olacak. :) Çok uzunu cadı tırnağı gibi oluyor, kısası da ne biliyim sevemiyorum. Gerçi tercih meselesi!

Sevgiyle kalın.

Ojemde Bahar Esintileri Var!

1 Nisan 2013 Pazartesi
Yine mühendisliğimizi bir yana bırakıp bayanlığımızı, kozmetik düşkünlüğümüzü, oje severliliğimizi gösterdiğimiz bir post ile daha yayındayız. Çok sevdik bunu, amatörcede olsa devam ediyoruz ki bence amatörce olması daha da güzel ve eğlenceli. :) Resimlerimin kalitesi de öyle süper olmayabilir, neticede profesyonel makinem yok, ama yine de renkler anlaşılacak düzeyde çıkıyor bence. :) Gittikçe yakınlaştırarak çektim ki renkler iyice belli olsun, eh elimden gelen bu kadar ne yapayım. Zaten 3.resimde de simlerim hiç gözükmemiş, şimdi resmi eklerken fark ettim onu da. :)
Bu sefer 2 ojeyi birden kullandım ve aklım sıra ellerime bahar esintisini getirdim. :) Öncelikle Golden Rose'un 30 numaralı ojesini sürdüm. Her ne kadar hoşlanmasam da çift kat sürmek zorunda kaldım, istediğim ton ancak 2.katta kendini gösterdi. Renk kanımca pudra pembesi. Özel bir adı, şanı varsa da ben bilmiyorum. :) Bu renk bana kıştan çıkıp ilkbahara girişi hatırlatıyor.
Golden Rose ojelerinin fırça boyları bana biraz kısa geliyor, o yüzden sürmekte biraz zorlanıyorum ama renklerini sevdiğimden de bir türlü vazgeçemiyorum.
CarrefourSA'dan 1.30 TL gibi bir fiyata aldım bunu. (Tabi bir çok rengini aldım, artık onlarda diğer zamanlara)
Golden Rose'u kullandıktan sonra üstüne de Elanor 474 no'lu ojeyi sürdüm, bu tek katta işimi gördü. Simli bir oje ama nokta nokta değil uzunlamasına böyle simleri. Işık altında sarı ve mavi renklerine dönüşüyor, hoş bir yansıma yapıyor. Sarıya dönünce güneşi, maviye dönünce yağmuru anımsatıyor bana. Nereden nereye bağlantı kurdum değil mi ama? Seviyorum böyle muzipçe ve farklı şeyler düşünmeyi. :)
Elanor'un fırça boyutu gayet iyiydi, çok rahat kullandım.
Bu ojeyi de yine benim büyük alışveriş merkezlerimden biri olan Bakırköy Cumartesi Pazarından 0.75 TL gibi bir fiyatla edindim. Elanor oje, daha önce bahsettiğim Leydi kozmetiğe ait bir ürün. Elanor ojeleri bulabileceğiniz yerler için TIK TIK
Şimdilik bu kadar, bakalım artık yağmurlar dinip güneş temelli gözükmeye başlarsa, daha canlı ojelere geçerim ben de.
Sevgiyle kalın.

İğnenin Ucundaki Hayatlar

26 Ocak 2013 Cumartesi
Kitapta "Oğlunu uyuşturucu batağından kurtarmış bir annenin hikayesi" anlatılıyor. Okurken bir çok yerde tüylerim diken diken oldu. Bu tarz kitapları neden bilmiyorum ama çok seviyorum. Seviyorum iyi hoş ama okurken de içim bir fena oluyor. Sanırım etkileniyorum, üzülüyorum, sonra da halime şükrediyorum.

Kitabın yazarı Selda Uskan anladığım kadarıyla bu kitaptaki yazılarını öncelikle Posta gazetesinde yazmış ve daha sonra da o yazıları ve yazılarına karşılık gelen mektupları toplamış bu kitapta. Bence mutlaka herkes, tüm anne-babalar, gençler hatta çocuklar bile okumalı bu kitabı. Okumalı ki bilinçlenmeli, bilinçlenmeli ki bunlara bir dur demeli. Polisler bile dur demiyor, onlar bile satıcılık yapıyor, onlar bile kullanıyormuş uyuşturucuyu. Ne biçim bir memlekette yaşıyoruz diye düşündürüyor insanı. Ne biçim bir hale geldik... Bana çocukluğumdan beri Taksim uyuşturu batağıdır, en çok orada olur böyle şeyler düşüncesi benimsetildi, o yüzdendir ki Taksim'i oldum olası sevmem, oraya gitmek için can atmam. Ancak kitabı okuduktan sonra gördüm ki düşüncem doğruymuş. Orası da en çok satış yapılan yerlerden biriymiş ve anladım ki "bana bir şey olmaz, ben bulaşmam, aklım başımda benim" desek bile, o illet bize bile gelebilirmiş. 

Kitabı okuyunca insanın içini ister istemez bir korku kaplıyor. Evli değilim, çocuğum yok ama bir gün çocuğum olursa onu bundan ben nasıl korurum diye düşünmeye başlıyor insan. Sanırım kitabı yazan bir anne olunca bizim de annelik içgüdülerimiz artıyor, oluyor bir şeyler...

Selda Uskan kampanya yapılmalı diyor... Bangır bangır bağıralım, uyuşturucu kullanan adam nasıl anlaşılır diye yayınlar yapalım, ücretsiz tedavi yapılabilsin diye dernekler kuralım, ünlülerimiz bunlara destek çıksın diyor. Sonuna kadar katılıyorum ben de. Ama çok zor, bu şartlarda çok zor bence.

Ayrıca kitapta gördüğüm kadarıyla bu tarz şeyler büyük şehirlerde, heleki İstanbul da falan daha yoğun bir şekilde mevcut. İstanbul'u zaten sevmiyorum, şimdi sevmemek için bir nedenim daha oldu. Bir gün çocuğum olursa burada büyütmek istemiyorum ben de... Şimdiden korkuyorum, şimdiden düşüncelere sarıyorum.

Kitabı satın almak için:

Kitap Yurdu --> TIK TIK 
Final Pazarlama --> TIK TIK 
Ya da bana ulaşabilirsiniz. :) 

Sevgiyle Kalın,