Aşkların En Güzeli: PLATONİK AŞK

23 Ocak 2012 Pazartesi
Hayatınızda hiç platonik aşık oldunuz mu gibi bir soruyla başlamayacağım yazıma. Muhakkak her insan bir kez platonik aşkı tatmıştır. Bu bir ünlüye duyduğunuz hayranlıktan da gelebilir ya da sadece gülüşünden etkilendiğiniz hiç tanımadığınız birine ilk gördüğünüz andan itibaren de filizlenebilir.

Ne yalan söyleyeyim ben hayatımda birden fazla platonik aşkı tattım ve hala hali hazırda o aşkın içerisindeyim. Ama artık karar verdim aşkların en güzeli bu, en anlamlısı. "Neden mi?" dediğinizi duyar gibiyim... Çünkü bu şekilde daha mutlu olduğumu düşünüyorum. Dert yok tasa yok, hesap vermek
hiç yok. Onunla 5 dakika konuşmak bile seni mutlu edebiliyor ya da 1 saniye yüzünü görmek. Kız ya da erkek arkadaşının olduğunu bilmek canını yaksada daha katlanılır bir acı bana göre. Sanırım biraz mazoşistim... Herkes gibi ben de onun benim olmasını istiyorum ama aması var işte.

Birlikteyken mutlu olacağınızın, hislerinizin aynı kalacağının, onu 1 saniye görmekten aldığınızın hazzın aynı kalacağının ve de en önemlisi birbi
rinize uyumlu olup olmadığınızın garantisini kim verebilir ya da ne sağlayabilir ki?
Tabii ki tüm bunların mükemmel uyumu da ortaya çıkabilir ama sanırım ben biraz pesimistim.

Yirmi dört yıllık yaşantım boyunca dört kez platonik aşık oldum. Şimdi geriye bakıp o anlarımı düşündükçe bazısının çocukluk, bazısının komik anıları var. Peki bu son içinde bulunduğum durum hakkında ne diyebilirim ki? Hiçbir şey. İlk platonik aşkla -ciddi anlamda onun aklından hiç çıkmamadığı aşklardan bahsediyorum- lise çağlarımda tanıştım. Ben lise bire giderken o lise son sınıftaydı. Bir g
ülüşüne aşık olup, iki sene onunla yaşadım. Günlük tuttum ona bir gün verebilmek için. İki hafta önce taşınırken elime geçti o yeşil zarf. Ne yalan söyleyeyim kendime kızdım. Neden mi? Çünkü ben hiçbir zaman aşık olduğum insanlara duygularımı hissettiremedim ki. Hep arkadaşımmış gibi davrandım onlara, sırf rezil olma konusuyla. Zarfın içini açmadan, o zamanlar neler hissedip yazdığıma bir göz bile gezdirmeden yırtıp attım. Şimdi düşünüyorum da bir gülüşten etkilenir miyim? Hayır!

İkinci platonik aşkımı yine lise yıllarımda yaşadım. Arkadaşımın sevgilisinin arkadaşıydı ve hayallerimde ki erkeğe uyuyordu. Tek bir sorun vardı esmer olması
. Amerikada okuyordu. Bir şekildeTürkiye cep numarasını bulmuştum. Sürekli döndü mü diye kontrol ediyordum. Döndüğü zaman da onu göremeyecek olsam bile aynı şehirde olmak bile mutluluk veriyordu. Kaç yıl sürdü hatırlamıyorum bile, düşünün o kadar uzun sürdü.

Bir sonrakini ise üniveriste hayatımda yaşadım. Olabilitesi var mıydı bu seferkinin inanın bilmiyorum ama arkadaş olmak bile cidden zor aşık olduğun kişiyle. Çünkü onun yaptığı her hareketi farklı yorumlamaya başlıyorsun. Garip değil mi? Biz kızlar hareketlere anlam yüklemeyi çok severiz düşünün bir
de aşıksak...

Veee en sonuncusu... Anlatacak kelime bulamıyorum. Kız arkadaşının olduğunu bilmek, kız arkadaşı için yaptığı fedakarlıkları görmek ve buna rağmen aşık olmaktan kendini alı koyamamak... Ne kadar acı bir şey. Bir de annenin bunun üstüne "Ben böyle bir damat istiyorum işte!" diyerek herşeyin üstüne tuz biber ekmesi. Bu kadar şey bilip hala umudumun olması da ayrı bir acınalısı durum. Derler ya umut fakirin ekmeğidir aynen öyle... Bakalım bu sefer ne kadar sürecek?

Gelelim kendime... Anladım ki ben platonik aşıkken d
aha mutlu oluyorum. Sanırım birlikte olduğum herkesi üzdüm, kırdım, yıprattım, incittim şu ana kadar. Platonik aşıkkende elde edemediğin için değerini daha iyi anlıyorsun ve umut etmekten başka bir şey yapamıyorsun. Derler ya elindekinin kıymetini kaybedince anlarsın diye bu tam kızlar için söylenmiş bir laf bence. Biz kızlar hiçbir zaman elimizdekinin kıymetini bilmeyiz, başkasına aitse kıymetlidir bizim için o!!!






0 yorum:

Yorum Gönder